-
MACİT SOYDAN
Tarih: 23-08-2026 14:36:00
Güncelleme: 23-08-2026 15:18:00
Bazı insanlar vardır; yaşları ilerledikçe olgunlaşacaklarına, geçmişlerine daha sıkı sarılırlar. Ne var ki sarıldıkları şey hayat değil, kendi efsaneleridir.
Onlara göre bir zamanlar dünyanın en güzel kadını ya da en yakışıklı erkeği kendileriydi. Herkes onlara hayrandı, herkes onlara âşıktı. En akıllı yine onlardı, en güzel konuşan, en doğru bilen, en iyi yaşayan da…
Bugün mü? Bugünün gençleri hiçbir şey bilmiyor! Çünkü onların gençliğinde internet yoktu. Telefonlar akıllı değildi. Sosyal medya yoktu. Yapay zekâ yoktu. Bilgiye birkaç saniyede ulaşmak mümkün değildi. Ve nedense bunu bir üstünlük zannediyorlar.
Oysa mesele teknolojinin olup olmaması değil. Mesele, değişen dünyaya ayak uydurup uyduramamak. Bir de şu cümleyi çok severler: “Biz sizin yaşınızdayken…” Sonrası genellikle bir kahramanlık hikâyesidir.
Biz sizin yaşınızdayken çalışırdık. Kitap okurduk. Sokakta oynardık. Büyüklerimize saygı gösterirdik.
İyi de sevgili dostum… Bunların hepsini yapmak zorunda olan son nesil siz değilsiniz. Dünya değişti. Gençlerin hayatı değişti. Soruları değişti. Meslekleri değişti. İletişim biçimleri değişti. Bilgiye ulaşma yöntemleri değişti.
Bugün bir genç, sizin haftalarca araştırarak ulaşabildiğiniz bilgiye birkaç saniyede ulaşabiliyor. Bu, onun sizden daha akıllı olduğunu kanıtlamaz. Ama sizin de ondan daha akıllı olduğunuzu göstermez. Çünkü zekânın yaşla birlikte otomatik olarak emekli maaşı bağlanmış bir makamı yoktur. Asıl komik olan ne biliyor musunuz?
Bazıları gençleri küçümserken kullandıkları telefonun nasıl çalıştığını bile bilmiyor. Sosyal medyada gençlerin hayatını eleştirirken sosyal medyayı onlardan öğreniyor. İnternetten haber okuyup internetin gençleri bozduğunu anlatıyor. Yapay zekâyı küçümsüyor ama ne olduğunu öğrenmeye zahmet etmiyor.
Sanki hayatın tapusu kendilerine verilmiş. Oysa gençlik dediğiniz şey biraz da denemektir. Yanlış yapmaktır. Kendini bulmaya çalışmaktır. Bazen saçını maviye boyamaktır. Bazen yanlış meslek seçmektir. Bazen yanlış insana âşık olmaktır. Sonra düşüp kalkıp kendi yolunu bulmaktır. Elbette kötü bir yola girmemek, kendine ve başkasına zarar vermemek şartıyla…
Bırakın gençler kendi hayatlarını yaşasınlar. Sizin hayatınız sizin deneyiminizdir. Onların hayatı ise onların sınavıdır. Fakat bazıları bunu kabul edemez. Çünkü gençlerin başarılı olması, onlara kendi yaşlarının geçtiğini hatırlatır.
Bugün Z kuşağı var. Alfa kuşağı geliyor. Onların dünyası bizim dünyamızdan farklı. Bunu beğenmek zorunda değilsiniz. Her yaptıklarını doğru bulmak zorunda da değilsiniz. Ama anlamaya çalışabilirsiniz. Çünkü anlamadığınız her yeni şeyi kötülemek, sizi haklı yapmaz. Sadece çağın gerisinde bıraktırır.
Zamanın önünde duramazsınız. İsterseniz direnirsiniz. İsterseniz söylenirsiniz. İsterseniz her yeni kuşağa “Bizim zamanımızda…” diye başlayan nutuklar çekersiniz. Ama sonunda zaman yine yürür. Gençler yoluna devam eder. Dünya değişir.
Ve siz? Ya bu değişimin içinde kendinize yeni bir yer bulursunuz… Ya da geçmişteki kendi fotoğrafınızın yanında oturup, artık kimsenin dinlemediği eski hikâyelerinizi anlatırsınız. Tercih sizin. Çünkü yaş almak herkesin kaderidir. Ama çağın gerisinde kalmak, kader değildir.
Nota ve Tınıyla...
- GÖKYÜZÜNE BAKARKEN...
- SÖZLERİN SESSİZLİKTEN...
- BİLMEDİĞİNİ BİLMEYENLERİN DÜNYASI...
- BİR KEZ DE KENDİMİZİ DEĞİL, DÜNYAYI ÇEKSEK...
- BİR GÜNLÜĞÜNE TELEFONLARIMIZ OLMASAYDI...
- THIRD PLACE...
- POSTA KUTULARI...
- BİR DAHA ÇALMAYAN KAPI ZİLLERİ...
- BİR MERDİVENİN ÖĞRETTİĞİ İNCELİK...
- KUZEY YILDIZI'NIN MASALI...
- BİR KEDİNİN GÖZLERİNE BAKABİLMEK...
- DÜNYANIN MERKEZİNDE YAŞADIĞINI SANANLAR...