içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

SESSİZLİĞİN DEĞERİ...


Bazı insanlar sessizliğin ne kadar kıymetli olduğunu hiç anlamaz.
Onlara göre gürültü sadece bir sestir.


Bir televizyonun yüksek sesi... Bir kapının sertçe kapanması... Balkondan yükselen bir konuşma... Sokaktan gelen müzik ya bir sarhoşun böğürtüsü... Bir arabanın gereksiz yere çalan kornası... Bir elektrik süpürgesinin parkeler üzerinde uzun süren yolculuğu gibi... gibi... 


Onlar için bütün bunlar birkaç saniyelik ayrıntılardır. Ama bilmezler ki bazı insanlar için o birkaç saniye, saatlerce kurulan bir hayalin yıkılması olabilir.


Düşünün...


Bir bestekârsınız. Yeni bir melodi üzerinde çalışıyorsunuz. Belki saatlerdir kafanızda dolaşan bir ezgiyi nihayet buldunuz. Birkaç nota daha ekleyeceksiniz ve ortaya yıllar sonra insanların dinleyeceği bir eser çıkacak. Tam o anda yan daireden yüksek bir ses geliyor. O küçük an kayboluyor. Çünkü müzik bazen sadece kulakla değil, ruhla dinlenir.


Ya da bir şairsiniz. Bir dizeyi bulmak için saatlerdir bekliyorsunuz. O tek cümle belki de bütün şiirin kalbi olacak. Ama dışarıdaki gürültü, o kelimenin size ulaşmasını engelliyor. Çünkü bazı kelimeler kalabalıkta değil, sessizlikte doğar.


Bir yazarsınız... Bir romanın en önemli sahnesindesiniz. Karakterinizle konuşuyorsunuz. Onun duygusunu anlamaya çalışıyorsunuz. Belki bir ölüm sahnesi yazıyorsunuz, belki bir aşkın en kırılgan anını... Tam o sırada gelen bir ses, sizi o dünyadan koparıyor. Sonra tekrar oturup aynı duyguya dönmeye çalışıyorsunuz. Ama o büyü gitmiştir.


Çünkü yaratıcılık, her zaman düğmeye basınca açılan bir kapı değildir. Bazen saatlerce beklenen bir misafir gibidir. Geldiğinde ona sessizlikle yer açmak gerekir.


Eskiden böyle değildi.


Belki insanlar daha fazla birbirini düşünürdü. Birinin evde çalışabileceğini, kitap okuyabileceğini, yazı yazabileceğini, müzik yapabileceğini hesaba katardı. Çünkü sessizliğin de bir hakkı olduğunu bilirdi. Şimdi ise çoğu insan için tek ölçü şudur:


"Ben rahatsız olmuyorsam, başkası da olmaz." Ama hayat böyle değil. Bir insanın sessizliğe ihtiyacı olabilir. Bir başkasının düşünmeye... Bir diğerinin üretmeye... Herkesin görünmeyen bir dünyası vardır. Ve bazen o dünyaya saygı göstermek, sadece biraz daha dikkatli olmaktır.


 Elbette kimse mezarlık sessizliği içinde yaşamak zorunda değil. Hayatın içinde sesler vardır. Çocukların gülüşü vardır. Sokakların hareketi vardır. Komşuluk vardır. Ama mesele sesin varlığı değil. Mesele, karşımızdaki insanın da bir hayatı olduğunu hatırlamaktır.


Belki yan dairedeki kişi bir şarkı bestelemeye çalışıyordur. Belki bir kitap yazıyordur. Belki yıllardır hayalini kurduğu bir eserin son cümlesini arıyordur. Ya da bir senarist yeni senaryosu üzerinde çalışıyordur. 


Bunu bilemeyiz. Ama bilmediğimiz şeylere biraz daha özen gösterebiliriz. Çünkü bazen bir sanat eserinin doğmasını sağlayan şey, sadece yetenek değildir. Bazen biraz sessizliktir. Gürültü sadece kulağı rahatsız etmez. Bazen bir düşünceyi böler. Bazen bir hayali yarım bırakır. Bazen de dünyaya gelecek güzel bir eserin kapısını kapatır.


Belki de birbirimize yapabileceğimiz en güzel iyiliklerden biri şudur:
Biraz daha az bağırmak... Biraz daha fazla düşünmek... Ve sessizliğin de bir insanın emeği kadar değerli olduğunu hatırlamak.

 

Tabii içimizde bir öküz yatmıyorsa... 


Nota ve Tınıyla...

Bu yazı 1309 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum