-
MACİT SOYDAN
Tarih: 06-07-2026 13:32:00
Güncelleme: 06-07-2026 14:00:00
Bir cafe veya kahvehaneye girin... Bir çay bahçesinde oturun... Otobüste ya da metroda kulak misafiri olun... Misafirlikte, iş yerinizde sessizce etrafı dinleyin...
Büyük ihtimalle konuşulan iki konudan biriyle karşılaşırsınız.
Siyaset... Ya da futbol...
Sanki koskoca hayat bu iki başlıktan ibaretmiş gibi.
Elbette siyaset konuşulacak. Elbette futbol da konuşulacak. Bunlar hayatın doğal parçalarıdır.
Ama insan yine de düşünmeden edemiyor:
Gerçekten bu ikisinden başka hiçbir şeyimiz kalmadı mı?
Bir kitap... Bir şiir... Bir tiyatro oyunu... Bir konser... Bir sergi... Bir müzik albümü... Bir bilimsel keşif... Bir seyahat... Bir çocuğun hayalleri... Bir ağacın gölgesi... Bir dostluk... Bir hatıra...
Neden sohbetlerimizin konuğu olamıyor?
Belki de mesele siyaset ya da futbol değildir. Asıl mesele, merak duygumuzu yavaş yavaş kaybetmeye başlamamızdır. Çünkü merak eden insan öğrenir. Öğrenen insan okur. Okuyan insan düşünür. Düşünen insanın ise konuşacak yüzlerce konusu olur.
Bugün birçok insan, bir televizyon programında duyduğu cümleyi ya da sosyal medyada okuduğu bir yorumu, kendi fikriymiş gibi tekrar ediyor.
Oysa gerçek sohbet, ezberleri tekrarlamak değildir. Gerçek sohbet, yeni pencereler açabilmektir.
Eskiden bir kitap günlerce konuşulurdu. Yeni çıkan bir film üzerine uzun tartışmalar yapılırdı. Bir şairin dizeleri arkadaş meclislerinde okunurdu. Bir ressamın tablosu üzerine saatlerce fikir yürütülürdü. Şimdi ise çoğu sohbet, birkaç sloganın etrafında dönüp dolaşıyor.
Belki de bu yüzden birbirimizi dinlemiyoruz. Sadece konuşuyoruz. Üstelik aynı cümleleri... Aynı öfkeyi... Aynı ezberleri... Oysa hayat bunlardan çok daha büyük.
Bir çiçeğin açışı da konuşulabilir. Yağmurun kokusu da... Çocukluğun unutulmayan bir günü de... Bir annenin sessiz fedakârlığı da... Ya da yıllardır rafta duran eski bir kitabın insana yeniden umut vermesi de...
İnsan konuştuğu konular kadar zenginleşir. Çünkü dil, sadece iletişim aracı değildir. Aynı zamanda düşüncenin aynasıdır. Sürekli aynı başlıkların içinde dolaşan zihinler, zamanla yeni düşüncelere de kapılarını kapatır.
Belki de ihtiyacımız olan şey, biraz daha fazla merak etmek... Biraz daha fazla okumak... Biraz daha fazla dinlemek... Ve biraz daha az bağırmaktır. Çünkü kültür, yalnızca diploma sahibi olmak değildir. Kültür, hayatın her ayrıntısında konuşulacak bir güzellik bulabilmektir.
Kim bilir...
Belki bir gün insanlar bir masada siyaset yerine bir romanı tartışır. Futbol yerine bir şiirin mısralarını paylaşır. Bir ressamın fırçasını... Bir bestecinin notalarını... Bir çocuğun kurduğu hayali konuşur.
İşte o gün sohbetlerimiz de zenginleşir. Çünkü insanı büyüten, yalnızca yaşadığı ülke değildir. Konuşabildiği konular da onun dünyasını aydınlatır. Ve belki de en büyük mesele şudur:
Hayat, sadece siyaset ve futboldan ibaret olmayacak kadar güzel, insan ise yalnızca iki konuyla yetinecek kadar küçük değildir.
Nota ve Tınıyla...
- KİTABIN FİYATI MI PAHALI YOKSA CEHALETİN BEDELİ Mİ ?
- BİZ KEMAL SUNAL'I SADECE SEYRETMEDİK, BİRLİKTE BÜYÜDÜK...
- PATAVATSIZLIK DA BİR CEHALET BİÇİMİDİR...
- HER ŞEYİ BİLENLER KULÜBÜ
- TEMMUZ, BİRAZ DA HATIRLAMAKTIR...
- "ALTIN PLAK"
- SANATIN YAVAŞLIĞI...
- HERKESİ CİDDİYE ALACAK KADAR UZUN DEĞİL BU HAYAT...
- KARADENİZ'İN ASİ ÇOCUĞU...
- BİR ZAMANLAR ORKESTRALAR VARDI...
- IŞIKTAN DOĞAN KALEMLER...
- NE TANRIDAN HABER, NE DALLARDA MEYVA...