-
MACİT SOYDAN
Tarih: 14-08-2026 14:21:00
Güncelleme: 14-08-2026 14:21:00
Bir zamanlar posta kutuları vardı.
İçlerine yalnızca mektuplar değil, bekleyişler bırakılırdı.
Postacı sokağın başında göründüğünde insanın içinde küçük bir merak uyanırdı.
Acaba bugün bir mektup var mıydı? Zarfın üzerinde tanıdık bir el yazısı görecek miydik?
Posta kutusunun kapağını açmak, bugünkü telefon ekranını açmaya benzemezdi.
Çünkü orada ne çıkacağını bilmiyordunuz. Belki uzakta yaşayan bir dosttan mektup... Belki de yıllardır görmediğiniz birinden haber...
Ve bazen hiçbir şey çıkmazdı. İşte en uzun bekleyişler de galiba böyle başlardı.
Boş bir posta kutusunu kapatıp eve dönerken insanın içinde küçük bir hayal kırıklığı kalırdı. Ama ertesi gün yine bakardınız.
Çünkü mektup dediğiniz şey yalnızca kâğıt değildi. Bir insanın sizi düşünüp, oturup size birkaç satır yazmasıydı.
Şimdi mesajlarımız var. Bir saniyede dünyanın öbür ucuna ulaşabiliyoruz. Fotoğraf gönderiyoruz, sesimizi gönderiyoruz, hatta karşımızdaki insanın yüzünü bile aynı anda görebiliyoruz.
Ama garip değil mi?
Bunca hızın içinde beklemeyi unuttuk. Bir mesajın karşılığı iki dakika gecikince meraklanıyoruz. Bir telefon açılmayınca endişeleniyoruz.
Bir “görüldü” işareti bile bazen insanın bütün ruh halini değiştirebiliyor.
Oysa eskiden bir mektubun cevabı haftalar sonra gelirdi.
Ve insanlar yine de beklerdi.
Belki de o yüzden eski mektupların bazıları hâlâ saklanıyor. Çünkü insan, üzerinden yıllar geçse bile bir zarfı eline aldığında o günkü heyecanını yeniden bulabiliyor.
Posta kutuları artık hâlâ var. Ama çoğunun içinden mektup yerine faturalar, reklamlar ve resmi zarflar çıkıyor.
Biz ise artık posta kutularına değil, telefon ekranlarına bakıyoruz.
Belki de kaybettiğimiz şey mektup değildi. Bir insanın, başka bir insanı beklemeye razı olduğu o sabırdı. Ve bazen düşünüyorum...
Acaba bugün birinin bize yazdığı mektubu, yıllar sonra yeniden okuyabilseydik; o satırlarda kendimizi de bulabilir miydik?
Belki bulurduk.
Çünkü bazı kelimeler yazıldıkları gün için değil, yıllar sonra okunmak için bekler.
Nota ve Tınıyla...
- BİR DAHA ÇALMAYAN KAPI ZİLLERİ...
- BİR MERDİVENİN ÖĞRETTİĞİ İNCELİK...
- KUZEY YILDIZI'NIN MASALI...
- BİR KEDİNİN GÖZLERİNE BAKABİLMEK...
- DÜNYANIN MERKEZİNDE YAŞADIĞINI SANANLAR...
- BAZI İNSANLAR HAYATIMIZA BİR TESADÜF GİBİ GİRER...
- MİZAHI ANLAMAYANLARA MİZAH YASAĞI GETİRİLSİN!
- YALNIZLIĞIN ÜSTÜNE BİR KUŞ ÇİZMEK
- AĞUSTOS AKŞAMLARI...
- AY IŞIĞININ ALTINDA...
- BAZI İNSANLAR ESKİ BİR BİNA GİBİDİR...
- HAYRANLIK HEYKELİ...