-
MACİT SOYDAN
Tarih: 14-06-2026 14:53:00
Güncelleme: 14-06-2026 14:53:00
Son zamanlarda dikkat ediyor musunuz bilmiyorum ama nereye baksam aynı manzara...
Televizyonda bir dizi açıyorum... Sakal. Bir reklam izliyorum... Sakal. Bir haber programına denk geliyorum... Yine sakal. Sokağa çıkıyorum, kahveye uğruyorum, otobüse biniyorum... Karşımda yine aynı görüntü.
Sanki memlekette gizli bir "Kirli Sakal Kardeşliği" kurulmuş da benim haberim yok.
Yanlış anlaşılmasın. Sakala karşı değilim. Tarih boyunca sakal da bıyık da erkeklerin vazgeçilmez parçalarından biri olmuştur. Ama eskiden iş biraz farklıydı.
1960'ların, 70'lerin fotoğraflarına bakın. Birçoğunda bıyık da, sakal da vardır. Fakat belli ki ayna ile aralarında sağlam bir dostluk kurulmuştur.
Her şey yerli yerindedir. Çizgisi bellidir. Bakımı bellidir. Yüz görünür. İnsan karşısındakinin mimiklerini seçebilir. Bugün ise bazen sakalın arkasında yüzü aramak gerekiyor. Özellikle televizyon ekranlarında durum daha da ilginç.
Bir dönem Türk sinemasının yıldızlarına bakıyorsunuz. Yüzleri hafızanızda kalıyor. Bakışları, gülüşleri, ifadeleri... Aradan onlarca yıl geçse de tanıyorsunuz.
Şimdi bazı oyunculara bakıyorum. Önce sakalı görüyorum. Sonra biraz dikkat edince oyuncuyu fark ediyorum.
Bazen insan merak ediyor:
Acaba yüz mü sakalı taşıyor, sakal mı yüzü?
Belki de mesele biraz modadır. Her dönemin kendine özgü bir anlayışı olur. Bir zamanlar favoriler modaydı. Sonra ince bıyıklar. Sonra kalın bıyıklar. Bugün de kirli sakalın mı zamanı geldi.
Fakat bazen düşünüyorum...
Acaba herkes gerçekten kendine yakıştığı için mi bırakıyor? Yoksa herkes bıraktığı için mi bırakıyor? İşte bunun cevabını bilmiyorum. Çünkü bazı modalar insanı farklı gösterir. Bazıları ise herkesi birbirine benzetir.
Bugün bir kafeye giriyorsunuz. Masaların yarısında benzer saçlar... Benzer sakallar... Benzer kıyafetler... Bir an için yanlışlıkla aynı kişinin çoğaltılmış hâllerinin arasında oturduğunuzu düşünebilirsiniz.
Oysa eski fotoğraflara baktığınızda başka bir şey görüyorsunuz. İnsanlar modayı takip etse bile kendi yüzlerini kaybetmiyor. Kendi tarzlarını koruyor. Belki de özlediğimiz şey tam olarak bu. Sakalın olup olmaması değil. Kendine özgü olabilmek.
Çünkü insanı ilginç yapan yüzündeki tüyler değil, ifadedir. Karakteridir. Duruşudur. Ve galiba yıllar sonra hatırlananlar da sakallar değil... O sakalın arkasındaki insanlardır.
Kim bilir...
Belki birkaç yıl sonra moda değişecek. Kirli sakallar gidecek. Başka bir akım gelecek. Ama bir gerçek değişmeyecek:
Ayna, modadan her zaman daha dürüst bir dosttur.
Ve bazen insanın yüzü, sakalın gölgesinde kalmayacak kadar değerlidir. :)))
Nota ve Tınıyla...
- BİR ŞAİRİN GÖZÜNDEN DÜNYA...
- İNSAN İNSANINDAN UZAKLAŞIRKEN...
- KAPANAN SİNEMALARIN ARDINDAN...
- YARIM KALAN ŞARKILAR...
- HER SAVAŞA GİRMEK ZORUNDA DEĞİLSİN...
- SESSİZLİĞİN DEĞERİNİ BİLMEYENLER...
- YALAN SÖYLEMEK ZEKA, DOĞRUYU SÖYLEMEK CESARET İSTER...
- OKUMAYAN AMA KONUŞAN İNSANLAR...
- HAZİRAN GELİNCE...
- BİR ZAMANLAR "SİLUETLER" VARDI...
- AKASYALAR AÇARKEN...
- BELKİ BUGÜN ESKİ BAYRAMLARIN TAM YERİNDE DEĞİLİZ...