içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

KASIM GELDİ.


Kasım geldi. 


Ağaçlar son yapraklarını dökerken insanın içine de bir hüzün çöküyor. Gökyüzü biraz daha gri, akşamlar biraz daha uzun, hatıralar biraz daha ağır oluyor. Sanki mevsim, insana usulca fısıldıyor: Her güzel şey sonsuza kadar sürmüyor…


Sonbahar bana hep vedaları hatırlatır. Öyle kapıyı çarpıp gitmeleri değil; insanın içinde bir şeylerin sessizce eksilmesini, eskiden heyecanla yaptığı şeylere artık aynı hevesle sarılamamasını…


Bazen yazarsın… İçinden geçenleri kelimelere döker, bir yabancının bile olsa yüreğine dokunabilmeyi umarsın. Her yazının içinde biraz kendinden verirsin. Bir anını, bir kırgınlığını, belki kimseye anlatamadığın bir duygunu…


Sonra bir gün dönüp arkana bakarsın. Kelimelerin hâlâ oradadır ama onları kimin duyduğunu, kimin gerçekten anladığını bilemezsin. İşte o zaman insanın içindeki kalabalık bile sessizleşir. Belki de en derin yorgunluk, anlatacak çok şeyin varken artık eskisi kadar istek duymamaktır.


Kim bilir, belki insanın hayatında bazı mevsimler yalnızca doğayı değil, içindeki bir dönemi de sona erdirir. Çünkü bazen bir hikâye, son cümlesi yazılmadan önce susmaya başlar.


Hoş geldin Kasım…


Bu kez senden ne baharı geri getirmeyi ne de zamanı durdurmayı bekliyorum. Yalnızca bazı şeylerin kıymetini anlamak için geç kalmamış olmayı diliyorum.


Ve ...


Belki de bazı sessizlikler, söylenecek son sözden önceki en uzun cümledir.


 Nota ve Tınıyla... 

Bu yazı 1251 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum