-
MACİT SOYDAN
Tarih: 01-07-2026 15:59:00
Güncelleme: 01-07-2026 15:59:00
Ne ilginçtir...
Dünyada en çok konuşanlar, çoğu zaman en az düşünenler oluyor.
Bir de öyle insanlar vardır ki...
Sanki hayatın tapusu üzerlerine kayıtlıdır. Oturdukları yerden herkese yön verirler.
Kim nasıl yaşayacak... Kim ne yapacak... Kim ne düşünecek...
Karar çoktan verilmiştir. Tabii onlar tarafından! Üstelik bunu yaparken en ufak bir şüphe duymazlar. Yanılıyor olabilir miyim? diye düşünmek akıllarının ucundan bile geçmez.
Çünkü onlara göre hata yapan hep başkalarıdır. Kendileri ise adeta yürüyen doğrulardır. Biraz da maddi imkânları varsa... İşte o zaman değmeyin keyiflerine. Paranın her kapıyı açacağını sanırlar.
Oysa açamadığı tek kapı vardır:
İnsan olabilmek...
Nezaket satın alınmaz. Saygı miras kalmaz. Empati banka hesabında birikmez. Bunlar ya çocukken öğrenilir ya da ömür boyu eksik kalır. En ilginç tarafı da şudur:
Başkalarının huzurunu bozduklarını fark etmezler.
Yüksek sesle konuşurlar. Kuralları hiçe sayarlar. İnsanların rahatsız olup olmadığını umursamazlar. Sonra dönüp gayet rahat bir tavırla:
"Ne var bunda?" derler.
Gerçekten... Ne var bunda? Bir insanın huzurunu kaçırmaktan başka... Bir komşunun gecesini uykusuz geçirmekten başka... Bir kalbi kırmaktan başka... Hiçbir şey.
Bir de akıl vermeyi çok severler. Siz daha cümlenizi bitirmeden çözümü hazırdır. Hayatınızı sizden daha iyi bildiklerine emindirler. İşin garibi, kendi hayatlarında çözemedikleri onlarca mesele vardır. Ama başkalarının yaşamı konusunda profesör kesilirler.
İnsan bazen gülümsüyor. Çünkü tartışmanın hiçbir anlamı olmadığını anlıyor. Bazı insanlar bilgiyle değil, egolarıyla konuşur. Onları ikna etmeye çalışmak, denize cetvelle sınır çizmeye benzer. Ne deniz değişir... Ne cetvel.
İşte bu yüzden belli bir yaştan sonra insanın en büyük lüksü haklı çıkmak değil...
Huzurunu korumaktır.
Eskilerin güzel bir sözü vardır:
"Cevap vermek zorunda olduğun insanlar azalınca, hayatın güzelleşmeye başlar."
Çünkü herkesin fikrine cevap yetiştirmeye çalışırsanız, kendi sesinizi duyamaz olursunuz. Varsın bazıları kendini dünyanın merkezi sansın. Varsın herkesi küçümsesin. Varsın aynaya baktığında bir bilge gördüğünü zannetsin.
Hayatın en güzel adaleti şudur:
İnsan, eninde sonunda karakterinin gölgesinde yaşamaya mahkûmdur.
O yüzden bırakın herkes kendi gölgesinde yürüsün. Siz güneşe bakmaya devam edin. Çünkü en büyük cevap... Bazen hiçbir şey söylemeden yoluna devam edebilmektir.
Ve unutmayın...
Cehaletin en gürültülü hâli, kendini bilgelik sanmasıdır.
Nota ve Tınıyla...
- TEMMUZ, BİRAZ DA HATIRLAMAKTIR...
- "ALTIN PLAK"
- SANATIN YAVAŞLIĞI...
- HERKESİ CİDDİYE ALACAK KADAR UZUN DEĞİL BU HAYAT...
- KARADENİZ'İN ASİ ÇOCUĞU...
- BİR ZAMANLAR ORKESTRALAR VARDI...
- IŞIKTAN DOĞAN KALEMLER...
- NE TANRIDAN HABER, NE DALLARDA MEYVA...
- UNUTULAN ALKIŞ...
- SOSYAL MEDYA MI, ÖFKE MEYDANI MI ?...
- USTALAR VE ÇIRAKLAR - EDEBİYATIN NESİLDEN NESİLE YOLCULUĞU...
- KADIN...