içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

DÜNYANIN MERKEZİNDE YAŞADIĞINI SANANLAR...


İnsan cehaletini fark etmediği sürece, ona bilgi anlatmak çoğu zaman duvara konuşmaktan farksızdır. Çünkü cehaletin en tehlikeli hâli, hiçbir şey bilmemek değildir. En tehlikeli hâli, her şeyi bildiğini sanmaktır. 


Böyle insanlar vardır. Hayatları boyunca yaşadıkları mahallenin dışına pek çıkmamışlardır. Başka ülkelerin tarihini bilmezler. Dünyadaki bilimsel gelişmeleri takip etmezler. Bir yabancı dil öğrenmeye ihtiyaç duymazlar. Farklı kültürleri merak etmezler. Ama sıra fikir beyan etmeye geldiğinde, sanki bütün insanlık onlardan akıl alıyormuş gibi konuşurlar.


Üstelik yalnız değildirler. Kendileri gibi düşünen dar bir çevre oluştururlar. O çevrede herkes birbirini alkışlar. Biri konuşur. Diğerleri hayranlıkla başını sallar. Bir süre sonra alkışlar gerçeğin yerini alır. İnsan, sürekli övüldüğü küçük bir odada yaşarsa, dışarıda koca bir dünya olduğunu unutabilir. 


İşte asıl tehlike burada başlar.


Çünkü dar çevresinin "en bilgilisi" olmak, dünyanın bilgili insanları arasına girmek anlamına gelmez. Köyün en uzun adamı olmakla Everest'e çıkmış olmak aynı şey değildir. Bugün tek bir tuşla dünyanın en büyük üniversitelerinin derslerine ulaşabiliyoruz. Bilim insanlarının konferanslarını izleyebiliyoruz. Farklı ülkelerin gazetelerini okuyabiliyoruz. Binlerce kitaba birkaç dakika içinde erişebiliyoruz.
 

 

Böyle bir çağda hâlâ yalnızca kendi sokağını dünya sanmak, bilgisizlikten çok merak eksikliğidir. Merak etmeyen insan öğrenemez. Öğrenmeyen insan gelişemez. Gelişmeyen insan ise zamanla kendi düşüncelerinin yankısını gerçek sanmaya başlar. Oysa bilgi, alkışla değil; sorgulamayla büyür. Gerçek aydınlar, her konuşmalarında ne kadar bildiklerini değil, henüz bilmedikleri ne kadar çok şey olduğunu hatırlatırlar.


Çünkü bilgi insanı alçakgönüllü yapar. Cehalet ise çoğu zaman kibir üretir. Dünyanın en büyük bilim insanlarına bakın. Hiçbiri "Ben her şeyi biliyorum." demez. Ama bazı insanlar, hayatlarında tek bir bilimsel makale okumadan, tek bir araştırma yapmadan, tek bir yabancı kaynağa bakmadan bütün dünyayı yargılayabilir.


İroni tam da budur.


Bilgi arttıkça insan daha dikkatli konuşur. Bilgi azaldıkça ise bazı insanlar daha yüksek sesle konuşmaya başlar. Belki de bu yüzden eski bir söz hâlâ değerini koruyor: "Boş teneke çok ses çıkarır." İnsan kendisini geliştirmeyi bıraktığı gün, aslında yaşlanmaya başlar. Yaşı kaç olursa olsun... Yeni bir şey öğrenmeye açık olan insan gençtir. Kendi küçük çevresini evrenin merkezi sanan ise, dünyanın büyüklüğünü hiç fark edememiş demektir.

 
Ve unutulmaması gereken son bir gerçek vardır:


Dünya, sizi alkışlayan birkaç kişiden ibaret değildir. Gerçek ölçü; sizi sevenlerin sayısı değil, fikirlerinizin gerçeğe ne kadar yaklaştığıdır. Çünkü tarih boyunca ilerlemeyi sağlayanlar, alkış toplayanlar değil...
Öğrenmeye devam edenler olmuştur.


Nota ve Tınıyla...

Bu yazı 1284 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum