beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort avcılar escort sex hikayesi porno seyret beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

BİR ZAMANLAR "SİLUETLER" VARDI...


 

Hazır bayram devam ederken biraz eskilere gitmek istedim.


Uzatmadan dönemin SES dergisinde çıkan bir haberle devam edelim...


1960’lı yıllar…


SALON hınca hınç dolu, dinleyicilerin yarısından fazlası genç kız. Konserin başlama saati gelmiş. Sabırsız ellerin davetkâr alkışları ve ıslıklar. Işıklar birden sönüverdi. Hafif hafif aralanan perde ile başlayan ye-ye temposunda bir müzik salonun aniden kanşmasına çığlıkların, ıslıkların ve alkışlann had dereceye varmasına yetti.


Günlerden cumartesi, Küçükyalı'da bir sinemanın salonu ve bu çığlıkların, bağırmalann sebebi de «The Shadows» tipi bir parça ile mevsimin ilk konserini açan Siluetler topluluğunun sahnede görünmesi. 


Popüler müziğin en beğenilen parçalanndan kurulu yeni repertuarlan ile dinleyicilerinin karşısına çıkan Siluetler, bir Beatles veya Trini Lopez konserinde dinleyicilerin gösterdiği tezahürata yakın ilgi topladılar.


Mazisi 1,5 yıla dayanan bu topluluğun kuruluşu bir yarışmanın sonucu. Daha ziyade enstrümental parçalara yer veren Siluetler, yanşmaya girdikleri kendi arajmanları olan parça ile derece aldılar ve bugünkü seviyelerine eriştiler.


Topluluğun solo gitaristi Mesut Aytunca, Siluetler topluluğunun kurucusu. 1942 İstanbul doğumlu. Halen Tıp Fakültesi öğrencisi. Müziğe 1959'da başlamış. Evvelâ Gökçen Kaynatan ile 4 yıl, daha sonra Bilge Su Duru ile bir yıl çalışmış.

 

Arkadaşlarının teşviki ile kurduğu orkestranın davul hariç bütün enstrümanları kendisinin. Kendilerini meşhur eden «Kaşık Havası»nın arajmanını yapmış ve halen bazı parçalar üzerinde de çalışıyor. Tahsili bitince müziğe devam etmeyecek.

 

Topluluğun ritm gitarcısı, Göktuğ Vensürel, 1944 Ankara doğumlu. Galatasaray Lisesi'nde talebe. Mimarlık tahsil edecek ve tahsili bitiminde fırsat bulursa müzikle uğraşacak.


Erol Bilem, Siluetler topluluğunun tek evli mensubu. Tabii Güzel Sanatların son sınıfında, tahsili sonunda yalnız kendi zevki için müziğe devam edecek.


Koral Yılmaz, dinleyicilerin ısrarla solosunu istedikleri bateri. Tahsil için Av-rupa'ya gitmek niyetinde. Bu takdirde müziğe devam etmemek kararında.


Siluetler'de iki de misafir şantör var: Sadık Bütünley ve Sabi Halevi.


Yeni sezon için henüz bir lokalle anlaşmayan Siluetler, sık sık konser vermek ve böylece kendi hayranlarının ve kendilerinin müzik zevklerini tatmin etmek istiyorlar.


Popüler müziğin en beğenilen parçalarından kurulu yeni repertuarları ile o gün dinleyicilerinin karşısına çıkan Siluetler, bir Beatles veya Trini Lopez konserinde dinleyicilerin gösterdiği tezahürata yakın ilgi topladılar.”


Haberimiz bu kadar. 


***


Bugün bu satırları okuyunca insan yalnızca bir müzik haberine bakmış olmuyor. Sanki eski Türkiye’nin gençlik heyecanını görüyor.


Henüz her şeyin bu kadar hızlı tüketilmediği yıllar…


Bir orkestranın sahneye çıkmasının olay olduğu zamanlar…


O dönem insanlar müziği bugünkü gibi “arka fonda” yaşamıyordu. Müziğin içine giriyordu. Aynı orkestranın peşinden gidiyor, aynı şarkıları ezberliyor, aynı heyecanı paylaşıyordu.


Siluetler işte tam da böyle bir dönemin içinden çıktı.


1960’lı yıllarda Gökçen Kaynatan ve Arkadaşları Show Orkestrası’ndan ayrılan Mesut Aytunca ve Erol Bilem tarafından kurulan topluluk, kısa sürede Türkiye’nin en dikkat çeken orkestralarından biri hâline geldi.


Ama onları farklı yapan yalnızca Batı müziği çalmaları değildi.


Asıl mesele, Anadolu ezgilerini modern müzikle buluşturabilmeleriydi.


“Kâtibim”, “Kaşık Havası”, “Lorke Lorke”, “Sis”…


Bugün bile isimlerini duyunca insanın zihninde başka bir Türkiye canlanıyor.


Belki siyah beyaz televizyonlar…


Belki yazlık sinemalar…


Belki de gençlerin ilk kez elektrik gitar sesiyle tanıştığı günler…


1965 Altın Mikrofon yarışmasında “Kaşık Havası” ile büyük ilgi toplamaları, ertesi yıl “Lorke Lorke” ile birinci olmaları boşuna değildi.


Çünkü Siluetler yalnızca müzik yapmıyordu.


Türkiye’nin değişen ruhuna ses veriyordu.


Ve belki de en etkileyici yaşanmışlık Tıp eğitimi gören Mesut Aytunca’nın hikâyesiydi.


Genç bir müzisyen… Döneminin en iyi rock gitaristlerinden biri olarak gösteriliyor. Sonra müziği bırakıyor. Yıllar sonra ise trajik bir cinayetle hayatını kaybediyor.


Bazı hayatlar vardır…


Kısa sürer ama iz bırakır.


Siluetler de biraz öyleydi.


Bugün artık o eski orkestralar yok denecek kadar az. O büyük konser heyecanı, aynı müziğin etrafında birleşen kalabalıklar, günlerce konuşulan gitar soloları…


Şimdi her şey daha hızlı.


Şarkılar birkaç haftada unutuluyor. İnsanlar aynı melodinin etrafında eskisi kadar birleşemiyor. Herkes kendi ekranında, kendi kulaklığında.


Ama eski bir Siluetler kaydı açıldığında insan hâlâ başka bir zamana gidiyor.


Çünkü bazı orkestralar sadece müzik yapmaz.


Bir dönemin hafızasına dönüşür.


Ve gerçek müzik, yıllar geçse de insanın içinde yaşamaya devam eder.

 

Nota ve Tınıyla... 

 

NOT : Araştırmacı - Yazar Metin Turhan Arşivi'nden alınmıştır... 

Bu yazı 1232 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum