içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

BİR MERDİVENİN ÖĞRETTİĞİ İNCELİK...


İstanbul'un bazı yerleri vardır. İnsan oradan yalnızca geçmez. 


Bir an durur. Başını kaldırır. Etrafına bakar. Ve şehrin kendisine bir şey anlatmaya çalıştığını hisseder. Karaköy'deki Kamondo Merdivenleri de böyle yerlerden biridir. Bankalar Caddesi'nden yukarı doğru çıktığınızda karşınıza öyle alışılmışın dışında bir merdiven çıkar ki, insanın ilk tepkisi biraz şaşırmak olur.


Düz gitmez. Köşelere kıvrılır. Birbirine bağlanan yumuşak dönüşleri vardır. Sanki bir merdivenden çok, taşla çizilmiş bir yolculuktur. Ve yıllardır anlatılan güzel bir hikâye vardır: Bu merdivenler, çocuklar düşmesin diye böyle kıvrımlı yapılmıştır.

Ne güzel değil mi?


Bir insanın bir yapı yaptırırken yalnızca bugünü değil, bir çocuğun ayağını, dengesini, korkusunu düşünmesi... Ne yazık ki bu hikâyenin tarihsel olarak kesin biçimde kanıtlandığını söyleyemiyoruz. Ama bazen bir şehrin hafızasında kalan hikâyeler, resmi belgeler kadar değerlidir. Çünkü bize insanların bir yapıya hangi anlamı yüklediğini anlatırlar.


Bu merdivenlerin ardında Osmanlı İstanbul'unun en dikkat çekici ailelerinden biri bulunur:
Kamondolar.
Abraham Salomon Kamondo, 19. yüzyıl İstanbul'unda özellikle finans, ticaret ve hayır işleriyle tanınan önemli bir isimdi. Kamondo ailesi, İstanbul'un ekonomik ve sosyal hayatında iz bıraktı. Fakat Abraham Kamondo'nun hikâyesini yalnızca zengin bir banker ya da tüccarın hikâyesi olarak okumak eksik kalır. Çünkü onun İstanbul'a bıraktığı izlerden biri de gündelik hayatın içine karışmıştı.  İnsanların her gün kullandığı bir merdiven.

 

Merdivenlerin kıvrımlı biçiminin çocukların düşmesini önlemek amacıyla tasarlandığına dair anlatı çok yaygın. Fakat mimari açıdan bakıldığında bunun başka açıklamaları da var. Merdivenler aynı zamanda yokuşun eğimini çözmek, farklı kotları birbirine bağlamak ve çevredeki yapıların arasında uyum sağlamak amacı taşıyordu. Üstelik tasarım yalnızca işlevsel değildir. Oldukça zariftir.


Şimdi o eski hikâyeye yeniden dönelim. Çocuklar düşmesin diye... Bunu doğrulayacak kesin bir belge elimizde olmayabilir. Ama bu düşüncenin neden bu kadar sevildiğini anlamak zor değil. Çünkü İstanbul gibi yüzyıllardır milyonlarca insanın yürüdüğü bir şehirde, bir mimari yapının yalnızca estetik değil, insanı düşünerek yapılmış olması fikri insanın hoşuna gidiyor.


Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şeylerden biri bu. Bir şeyi yaparken kendimizden başkasını düşünmek. Bir kaldırım yaparken yaşlıyı düşünmek. Bir bina yaparken engelliyi düşünmek. Bir merdiven yaparken çocuğu düşünmek. Bir yol yaparken yürüyeni düşünmek. Bir şehir kurarken o şehirde yaşayacak insanı düşünmek.

 

Abraham Salomon Kamondo 1873 yılında Paris'te hayatını kaybetti. Ama İstanbul'daki izi silinmedi. 

 

Bugün Karaköy'den geçerken Kamondo Merdivenleri'ne bir kez daha bakın. Bu defa sadece mimarisini görmeyin. Taşların arasındaki zamanı görün. Kamondo ailesinin İstanbul'daki izini düşünün. 


Nota ve Tınıyla...

Bu yazı 1205 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum