içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

BİR KEDİNİN GÖZLERİNE BAKABİLMEK...


Bugün  Uluslararası Hayvan Refahı Fonu'nun (IFAW), kedilere yönelik farkındalığı artırmak ve koruma sorunlarına dikkat çekmek amacıyla 2002 yılında ilan ettiği 8 Ağustos Dünya Kediler Günü...


Bu arada yazı biraz gecikmeli oldu ama idare edin artık:))


Kimileri için takvimde sıradan bir gün olabilir. Birkaç kedi fotoğrafı paylaşılır, altına “Canım kedim” yazılır, birkaç saat sonra da hayat kaldığı yerden devam eder. Ama bir kedinin hayatı, bizim sosyal medyada ayırdığımız birkaç dakikadan çok daha uzun. Çünkü sokakta yaşayan bir kedi için hayat, sabah uyandığında önünde mama olup olmayacağı kadar basittir.


Yağmur yağdığında sığınacak bir yer bulabilecek midir?, Kışın soğuktan korunabilecek midir?, Bir araba onu görmeden yanından geçecek midir?, Hastalandığında onu fark edecek biri olacak mıdır?, Ve belki de en önemlisi: Bugün de yaşayabilecek midir? Biz insanlar kendimizi dünyanın sahibi sanıyoruz. Evler yapıyoruz, yollar açıyoruz, binalar dikiyoruz, ağaçları kesiyoruz, sokakları değiştiriyoruz. Sonra o sokaklarda yaşayan bir kediye bakıp: “Bu da nereden çıktı?” diye sorabiliyoruz.


Oysa çoğu zaman asıl soru şudur: Biz onların yaşam alanına ne zaman girdik? Bir kedinin sizden istediği saray değildir. Bazen bir kap sudur. Bazen biraz mamadır. Bazen soğukta bir karton kutudur. Bazen yaralı olduğunda onu veterinere götürecek bir insan elidir. Bazen de hiçbir şey yapmadan, sadece yanından geçerken onu korkutmamaktır. 


Çünkü hayvan sevgisi yalnızca kediyi kucağına alıp fotoğraf çektirmek değildir. Hayvan sevgisi, kimsenin görmediği bir yerde de merhamet gösterebilmektir. Bir insanın karakterini anlamak için ona nasıl davrandığına bakabilirsiniz. Ama bir insanın vicdanını anlamak için, kendisinden hiçbir şey istemeyen bir canlıya nasıl davrandığına bakmak belki daha anlamlıdır.


Bir kedi sizi tanımayabilir. Size teşekkür etmeyebilir. Size çiçek getirmeyebilir. Sizin dilinizi konuşmaz. Ama korktuğunda kaçar, acı çektiğinde saklanır, susadığında su arar, acıktığında yiyecek arar. Yani bizim gibi... yaşamak ister. Belki de insanların anlaması gereken en basit gerçek budur. Hayvanların bizim gibi konuşamaması, onların bizim kadar acı çekmediği anlamına gelmez. Tam tersine, onların sessizliği bazen bizim vicdanımızın sesini daha fazla yükseltmelidir. 


Bir de sokak kedileri meselesi var. Onlara yardım etmek yalnızca mama bırakmaktan ibaret değil. Kontrollü ve bilinçli kısırlaştırma, tedavi, aşılama, güvenli yaşam alanları oluşturma ve yerel yönetimlerin sorumluluklarını yerine getirmesi de bu işin parçası. Çünkü birkaç insanın fedakârlığıyla bütün yükü taşımaya çalışmak sürdürülebilir değildir. Hayvan sevgisi yalnızca hayvanseverlerin görevi değildir. Bir toplumun medeniyet anlayışının da göstergesidir. Bir şehrin sokaklarında yalnızca insanlar yaşamıyor. Kediler var. Köpekler var. Kuşlar var. Ağaçların dallarında, apartmanların köşelerinde, parkların içinde bizimle aynı dünyayı paylaşan sayısız canlı var.


Biz onların hayatını tamamen kontrol edemeyiz. Ama hayatlarını zorlaştırmamak için çok şey yapabiliriz. Bugün Dünya Kedi Günü. O halde bugün yalnızca evimizdeki kedimizin başını okşamayalım. Sokağın köşesinde bizi görünce kaçan o ürkek kediyi de düşünelim. Apartmanın bodrumunda doğmuş yavruları düşünelim. Bir zamanlar bir evde yaşayıp sonra sokağa bırakılmış kedileri düşünelim. Yaşlı olduğu için kimsenin ilgilenmediği kedileri düşünelim.

Ve özellikle... İnsanların bütün hayatlarını değiştirdiği hâlde kendilerine yapılan hiçbir kötülüğün hesabını soramayan o sessiz canlıları düşünelim. Çünkü bazen dünyayı değiştirmek için büyük cümlelere gerek yoktur. Bir kap su koyarsınız. Bir kap mama bırakırsınız. Yaralı bir hayvanı veterinere götürürsünüz. Bir canlıyı korkutmadan yanından geçersiniz. Ve belki bütün bunları yaparken kimse sizi görmez. Ama o canlı yaşar.


 İşte bazen insan olmanın anlamı tam da budur. Kimsenin görmediği bir iyiliği yapabilmek. Bugün bir kedinin gözlerine biraz daha dikkatli bakın. O gözlerde yalnızca sevimlilik görmeyin. Korkuyu da görün. Merakı da. Yaşama isteğini de. Ve belki kendimize şu soruyu soralım: Biz bu dünyayı gerçekten yalnızca kendimiz için mi yarattık? Eğer cevabımız “hayır” ise...

Bugün bir kedi için yaptığımız küçücük bir iyilik, belki de Dünya Kedi Günü'nün en güzel kutlaması olacaktır. Çünkü onların bize ihtiyacı var. Ama galiba... bizim de onların bize hatırlattığı merhamete ihtiyacımız var.


Nota ve Tınıyla...

 

Bu yazı 1303 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum