-
MACİT SOYDAN
Tarih: 20-08-2026 14:33:00
Güncelleme: 20-08-2026 14:33:00
Hayatın her alanında rastladığımız bir tip vardır.
Bir konuda hiçbir şey bilmez ama her konuda mutlaka bir fikri vardır. Üstelik fikrinden de emindir.
Sen yıllardır tanıdığın, hakkında kitaplar okuduğun, çalışmalarını bildiğin bir insanı anlatırsın. O, o kişiyi belki hayatında bir kez bile görmemiştir ama seni dinledikten sonra hafifçe başını sallar:
“Yok, sen onu yanlış biliyorsun.”
Neden? Çünkü o daha iyi biliyordur. Nereden bildiğini sormayın. Muhtemelen bir yerlerden duymuştur. Belki biri ona öyle söylemiştir. Belki de hiçbir yerden... Ama önemli değil. Bilmediği şey hakkında konuşurken kendine olan güveni, bilen insanın bilgisinden daha büyüktür.
Asıl ilginç olan ise çevresidir. Etrafında birkaç kişi vardır. Bunlar onun ne kadar yüzeysel düşündüğünü, ne kadar az bildiğini gayet iyi bilirler. Ama yine de:
“Çok doğru söylüyorsun.”, “Kesinlikle öyle.”, “Ben de aynısını düşünüyordum.” derler.
Çünkü bazı insanlar gerçeği değil, konumlarını korumayı sever. Ve böylece küçük bir alkış çemberi oluşur. İçeride herkes gerçeği bilir, dışarıda ise herkes birbirini haklı çıkarır. Bir süre sonra o kişi gerçekten büyük bir bilgi sahibi olduğuna inanmaya başlar. Çünkü sürekli onaylanmıştır.
Kimse ona:
“Bir dakika, bunu nereden biliyorsun?”, diye sormamıştır. İşte tehlikeli olan cahillik değil. Cahilliğin alkışlanmasıdır. Çünkü insan bilmediğini kabul ederse öğrenebilir. Ama kendisini her konuda uzman sanıyorsa artık öğrenecek bir şeyi kalmadığını düşünür.
Üstelik karşısındaki gerçekten bilen biriyse, onu küçümsemek daha da kolaydır. Çünkü bilgiyle yarışamayınca insan bazen bilgiyi değersizleştirmeyi seçer.
“Onun da bir şey bildiği yok.”,“Abartıyor.”,“Ben onu senden daha iyi tanırım.”
Ve alkışlar devam eder. Oysa gerçek bilgi bağırmaz. Kendini sürekli ispatlamaya çalışmaz.
Bazen sadece:
“Bilmiyorum.” diyebilir. Bence insanın söyleyebileceği en değerli cümlelerden biridir bu. Çünkü “Bilmiyorum” diyebilen insan öğrenmeye açıktır. Her şeyi bildiğini sanan insan ise kendi etrafına görünmez bir duvar örer. Duvarın dışında gerçekler vardır. İçeride ise alkışlayanlar...
Ve bazen insanın çevresindeki en büyük kalabalık, onu gerçeğe değil, yanılgısına inandıran kalabalıktır.
Nota ve Tınıyla...
- BİR KEZ DE KENDİMİZİ DEĞİL, DÜNYAYI ÇEKSEK...
- BİR GÜNLÜĞÜNE TELEFONLARIMIZ OLMASAYDI...
- THIRD PLACE...
- POSTA KUTULARI...
- BİR DAHA ÇALMAYAN KAPI ZİLLERİ...
- BİR MERDİVENİN ÖĞRETTİĞİ İNCELİK...
- KUZEY YILDIZI'NIN MASALI...
- BİR KEDİNİN GÖZLERİNE BAKABİLMEK...
- DÜNYANIN MERKEZİNDE YAŞADIĞINI SANANLAR...
- BAZI İNSANLAR HAYATIMIZA BİR TESADÜF GİBİ GİRER...
- MİZAHI ANLAMAYANLARA MİZAH YASAĞI GETİRİLSİN!
- YALNIZLIĞIN ÜSTÜNE BİR KUŞ ÇİZMEK