içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

ESAT KURT’A VEDA!!!

 

Yıl 2012,  aylardan Ocak…

 

Sancaktepe Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde memuriyete başlayalı henüz 22 gün olmuş, Şenol Demiray diye bir memur daha atandı engelli kadrosundan…

 

O da benim gibi gözleri fel fecr okuyan cinsten biri…

 

Sohbet, muhabbet gırla gitsin; tanıştık, kaynaştık; çok eski bir milletvkilinin danışmanıymış memur olmadna hemen önce; dolayısıyla sosyal hayata da yabancı biri değil o da benim gibi…

 

Lf lafı açtı; bir gün bana bir davet gelmişti eski gazetecilik günleriin  hatrı hüssü hürmetine; Çıraan Sarayı’nda bir davet, gitik tabii ki, sınırsız içecekler, açık büfe yemek, boğaz kıyısında müthiş bir organizasyon; aklınıza gelen tüm ünlüler de orada; tabii ftoğraflar çekildik, anılar  paylaştık; facebook sayesinde de ertesi gün ve daha ertesi gün; işyerinde popülaritemiz tavan yaptı…

 

Bir, iki, üç derken; inanın başhekim yardımcısı Ayşegül Hanım ve çok kıymetli diş hekimi Ülkü Öztürk dahil, yirmi-otuz kişilik bir ekip, iki-üç günde bir akşam davetlerine katılmaya başladık…

 

Defilelerden tutun da İtalyan lokantası açılışlarına kadar; birçok davette sanki kurumu  temsil eder gibi boy gösteriyorduk…

 

Şenol bir gün bana, ‘Ya Boğaç, benim kayınpeder de hoş sohbet adamdır, rakı da içer, bizle bir-iki takılsın’ dedi, içimden, ‘Yok artık kayınpeder  muhabbeti mi çekeceğiz,  rahat edemeyecek şimdi yanında’ diye geçirdim ama kıramadım kadim dostumu ve bir gece bizle; Four Seasons otldeki bir kokteyle geldi; sanki kayınpeder değil, yakın bir  ağabeyi gibiydi Şenol’un; sonra da bizim kankamız oldu adeta Esat Kurt…

 

************************

 

Esat Kurt ile, Kocaeli ve Sakarya’daki bazı yaza merhaba partilerine dahi katıldık; hem de magal partili, hauz başı filan…

 

Hâtta, Dursun Özbek’in ilk başkanık tanıtım toplantısında; Point Otel Barbaos’ta adeta baş konuk gibiydik…

************************

 

Esat Kurt ile en tatlı anımızın başlığı ise, ‘Zaiy Olmasın’…

 

Hemen kısaca bahsedeyim…

 

Galatarasay Adası’nda muhteşem bir defile daveti vardı; saat 17:30-20:00 kokteyl, 20:00 ise defile saatiydi; kurumdan Murat ve Berna Türe de gelecekti ama son dakiakda bir işleri çıktı ve geç kaldılr; onlar da sağlam rakıcı olduklarından; bni aradılar; ‘Boğaç, bir geç kalcaz, bize muhakkak ikişer üçer duble rakı ayır; bar kapanırsa en azından onları içeriz’, biz de Şenol ile; sahildeki masamızın yanına, en az sekiz duble rakı koyduk; sırf Murat ile Berna için; saat 18:30 oldu yoklar, 18:45; yoklar…

 

Esat Kurt, her yanımıza geldiğinde, ‘Ya Berna iel Murat geç kalacaklar; zayi olmasın, birini içeyim bari’ diye diye, Maş’allah, sekiz dubla rakıyı, resmen gömdü…

 

O günden sonra, Esat Kurt’un adı, ‘Zayi olmasın kaldı; nerede buluşsak, ‘Zayi olmasın ağabey’ derdik, o da ‘Ya tabii ki zayi olmasın’  derdi…

 

************************

Hoş sohbet adam olmasının yanı sıra; insandı, şirdi, babaydı…

 

Hatta, hasta oğlu için şiir kitabı çıkartıp, onu ölümsüzleştirecek kadar  iyi bir baba…

 

************************

‘Her ölüm, erken ölüm’ demiş şair, Esat Kurt’u, Esat Ağabey’imizi kaybettik; ortak tınıdığmız herkes ilk beni aradı haber vermeye; çok sevdiğimi bilmelerinin yanı sıra; herkesin de kadim dostu olduğu için…

 

************************

Durur durur, Alanya Doğanay Beach Club’ta, bir sabah balkonda gitar çalarak, herkesi üç ayrı dilde seslenirdiğim ‘Sarı Gelin’ şarkısıyla uyandırdığım söyler, gülerdi; kaldı ki bolkanlordan büyük alkış gelmişti sabahın köründe; Esat Kurt da videoya almış beni…

 

 

************************

 

Anılarınla, şiirlerinle, insanlığınla her zaman anılacaksın Esat Ağabey; unutmayız seni, merak etme…

 

Başta Şenol ve Derya olmak üzere; tüm sevenlerinin başı sağolsun…

 

Tabii ki şiir ve edebiyet dünyasının da…

 

Işıklarla uyu Esat Kurt…

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı 196 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum