BU RAPODDAKİ HUSUSLAR TOPLUMUN BİR KESİMİNİN GERÇEKLERİ!!!
BALKAN EKONOMİ HABER AJANSI, Türkiye'deki görme engelli sivil toplum örgütleri ve işlevliliği hakkında iki yıl aşkın süredir yaptığı araştırmayı tamamladı...
BALKAN EKONOMİ HABER AJANSI, Türkiye'deki görme engelli sivil toplum örgütleri ve işlevliliği hakkında iki yıl aşkın süredir yaptığı araştırmayı tamamladı...
'Engellilik' ya da 'Özürlülük' kavramı, insanlık tarihi ile eş zamanda ortaya çıkmış son deece doğal bir kavram ya da kavramlar...
'Görme Özürlülük' ya da 'Görme Engellilik' de, bu kavramın alt başlıklarından biri...
Resmi makamlara kayıtlı olarak şu anda Türkiye'de 210 bine yakın, görme engelli var; buna bazı hastalıklara bağlı olarak, alt başlık şeklinde görme kaybı yaşayanalar ve kayıtlı olmaan görme engellleri de eklediğmzde; sayı 600 bine ulaşabiliyor...
Bu arada bir paratez açarsak; aile bireylerinin görme engellliğinden utanarak onarı topluman kamufle etmek isteyener de var ki, onları hiç saymıyoruz bile...
Ancak biz yine 210 bin rakamı üzerinden gideim...
BALKAN EKONOMİ HABER AJANSI, Türkiye'deki görme engelli sivil toplum örgütleri ve işlevliliği hakkında iki yıl aşkın süredir yaptığı araştırmayı tamamladı...
Araştırmada, görme engellilerin, toplumsal hayata katılımı, toplmun görme engelli bireylere bakışı, görme engelli bireyerin hayatta karşılaştığı yerel ve idari sorunlar ile görme engell bireylerin temsiliyetini gerçekleştirdikleri iddiasındaki sivil toplum örgüteri, yöneticieri, işlevsellikleri ve yaşanan soreçler ön plâna çıktı...
GÖRME ENGELLİLERİN TOPLUMSAL HAYATA KATILIMI
Türkiye'de görme engellilerin toplumsal hayata katılımında; tabii ki ekonomik katılım ön plâna çıkıyor.
Şu anda hali hazırda 16-65 yaş arası görme engellilerin yüzde 8'i memur ya da kamu işçisi olarak devlette, yüzde 9'a yakını ise; özel sektörde, engelli istihdam kadrosundan çalıştırılmak üzere; genel toplamın yüzde 18'e yakınının net bir geliri var. Yine kalan kısmın genel toplamının da, yüzde 3 gibi bir kısmı; tanıdık yanında, vakit geçirsin, sıkılmasın, kendni kötü hissetmesin şiarıyla, çalıştırılıyor gibi gösteriliyor...
Aynı yaş grubunda kalan yüzde 78'lik kısmın ise yüzde 55'i işporta ya da sokak müzisyenliği gibi işlerle geçimini sağlamaya çalışırken; kalan yüzde 45'lik kesimin çok büyük kısmı ayni ya da nakti yardımlarla hayatını sürdürmeye gayret ediyor...
Hâl böyle olunca da, hem gelir, hem imkânlar çerçevesinde, görme engelllerin sosal hayata katılımı zor şartlarda gerçekleşiyor...
TOPLUMUN GÖRME ENGELLİ BİREYLERE BAKIŞ AÇISI
Türkiye'de toplumun, görme engelli bireylere ya da görme engelliik kavramına bakış açısı; dünyanın birçok gelişmiş ülkesine göre, oldukça içler acısı...
Toplumun çok büyük kesimi; görme engellliği, 'Acınacak' bir kavram olarak algılayarak; karşılaştığı bir görme engelli karşısında; 'Allahıma çok şükür, ben de kendi sorunumu sorun sanıyorum; bak ne beterler var' diyerek kendisine bir şükür vesilesi ya da 'Onlar gönül gözleriyle görüyorlar' klâsik sloganıyla; kendilerini, sosyo-psikolg hissetme unsuru ya da daha da ileri giderek, 'Sizin yeriniz sorgusuz sualsiz cennet' diyerek Tanrısal bir vasıf yükleme sebebi şeklinde algılıyor...
Bazı görme engellilerin, ekmeğini emekle kazanmak yerine, dilencikle kazanmaya çalışması ve buna sokak müzisyenliği gibi, dünyada da kabul gören çok ulvi bir sanat dalını; cami önü sadığına çevirircesine 'Boş geçmeyelim' sloganıyla yapan görme engelliler de eklenince; iş iyice çığrından çıkıp, birçok görme engellinin de başı yanıyor; görme engelliler topyekün dielnci konumuna sokuluyor...
Lâkin görme engellier en büyük sıkıntıyı; esnafla ilişkilerde yaşıyor...
Bu sıkıntıların yaşanmasında; çoğu her türlü etik ve sosyal anlayıştan yoksun görme engelli sivil toplum örgütlerinin elbette payı maalesef büyük; ancak bu konun detayı; son başlık altında detaylı olarak verilecektir...
Görme engelller; esnafla iki tür sıkıntı yaşıyor; bunlardan ilki, herhangi bir alışveriş mekânına giren görme engellnin, 'Patron yok' diyerek, mekâna drekt olrak dilencilik yapma geldiği algısıyla hareket edilmesi; ki bu durum, bu tutumu sergileyen kişinin cehaletinden de kaynaklansa; toplumsal eğitimsizlikten kaynaklı yaşanıyor.
İkinci bir olumsuzluk ise, herhangi bir mal ya da hizmetten yaarlanmak isteyen görme engelliye yardımcı olmaktan itina edimesi; ya da görüyormş gibi algılanıp, görel tarifte bulunulması...
Bu durum da, görme engelli bireylerin, algılanma sorunlarından biri...
Lâkin, asıl büyük sorun; görme engelliliğin; ne olduğunun ve neler yapabileceğni bile bilmeyen sağlıklı vatandaş sayısının; genel nüfusa oranla yüzde 88'den fazla olması...
Akademisyenler, yüksek tahsillier ya da birçok aydın ve zengin kesim bile; görme engellilerin bırakın çalışmaı; nasıl ıykandıklrını, nasıl evlenip yuva kurduklarını daha sorgular ve bunu açık açık soracak kadar cahil olmaktan utanmaz bir halde...
Bu konunun detayları da; içlerinde sürekli sorun yaratmaktan; genel toplamın sorunları ile ilgilenmeyen görme engelli sivil toplum örgütleri başlağında masaya yatırılmış olacak...
GÖRME ENGELLİLERİN HAYATTA KARŞILAŞTIĞI YEREL VE İDARİ SORUNLAR
Birazdan aşağıda paylaşılacak sorunların temel taşlarını; 'Bilinçsizlik', 'Eğitimsizlik' ve 'Kültürsüzük' saç aykları oluşturuyor...
Şayet, görme engellilik kavramı gerçeği ile birilkte yaşaan bir toplumda; söz konusu görme engelli bireylerin ikmet ettiği yerlerde, çevresinde ya da hareket alanı olan cadde, sokak ya da çarşı gibi bölgelered gerekli önlemler alınmıyor, alınması için ise hiçbir çaba da gösterilimyorsa; bu kanıtlı bir bilinçsizliktir...
Bugün; görme engelli bireylerin; yerel ya da idari olarak karşılaştığı sorunları, şöyle sıralayabilriz:
1- Türkiye'de, sokaklar, caddeler, kaldırımlar, trafik ışıkları ve benzeri unsrlar; görme engellilerin rahat edebileceği düzyede değildir. En basit bir dille, dünyanın her yerinde görme gelli bireylerin ratah hareket etmesi için kaldırımlara konuçlandırılan sarı çizgi aparatları; asla kullanlabilir düzeyde değildir. Bu konuda Sivas, yüzde 88'lik başarı ile ilk sırada yer alırken; İstanbul, Mersin, İzmir, Ankara ve Bursa; en kötü iller olarak karşımıza çıkmıştır...
2- Kamsal alanda, hizmet ağı çerçevesinde; halkla ilişkiler seviyesinin, normal vatandaşla iletişimde olduğu gibi; maalesef görme engelli bireylerle ilişkide de çok daha hazin bir durumda olması açık bir gerçektir. Herhangi bir bankada, kamusal bir vezne ya da bankoda çalışan kişinin, görme engelli bir vatandaşa pozitif ayrımcılık yapma zorunluulğunu bilmemesi, bilmediğini bilmediğinde de ısrar ederek, görme engelli bireyi hor görmesi gerçeği, ülkenin her yerinde yaşanmaktadır...
3- Toplu taşıma araçları olsun; toplumsal yoğunluğun fazla olduğu alanlarda olsun; yne pozitif bir ayrımcılığın görme engelli bireyler için ygulanma zaruretinin bilinmemesi; zorluklara sebep olmaktadır...
GÖRME ENGELLİLERİN SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ BAĞBINDA TEMSİLİYETİ
Bu topraklarda, görme engelliler ile ilgili çalışmalar esasen, bir hayli eski sayılabilir...
Osmanlı’da, bugünkü anlamda, görme engellilerin kendi örgütünü kurduğuna dair doğrulanmış kayıt yok.
Lâkin; eğitim ve bakım kurumları var.
Mesela Kanuni Sultan Süleyman döneminde; İstanbul’da 'A'malar Medresesi' vardı, ancak sadece hafız yetiştiriyordu.
II. Abdülhamid döneminde de bu alanda bazı okullar kurulmuştu.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında ise 1948’de kurulan Görmeyenleri Koruma Derneği gibi girişimler ortaya çıkıyor.
Osmanlı’da ise daha çok koruyucu kurumlar söz konusu, sivil toplum değil.
Dünyada görme engelliler alanında kurulan ilk önemli sivil girişimlerden biri 1868’de Londra’da kurulan British and Foreign Society for Improving the Embossed Literature of the Blind.
Bu, bugün RNIB olarak bildiğimiz kuruma dönüşüyor.
Paris’teki kurumun adı “Institut National des Jeunes Aveugles”, yani “Genç Körler Ulusal Enstitüsü”.
Türkiye, aslında görme engelli sivil toplum örgütlerine yabancı bir ülke değil...
1950 yılında Altınokta Körler Derneği kurluyor, 1958'de, kam yararına dernek statüsü kazanıyor; örgütlenior; 1990larda ise, birçok ilde şube açıyor; keza başkaca dernekler de birçok ilde örgütlenmekte geç kalmıyor...
Ancak, o yıllarda çok önemsenen eğitim konusu; 2000li yıllarda; dirayetsiz, bilinçsiz ve adam kayırmacı, söze mafyatik ve her türlü ahlâksızlık ve yolsuzluğa göz yuman kişilerin svil toplum örgütü idarelerinde söz sahibi olarak; yönetimleri resmen işgâl etmesi ve en az kendileri kadar dirayetsiz, bilinçsiz ve adam kayırmacı, söze mafyatik ve her türlü ahlâksızlık ve yolsuzluğa göz yuman üyelerin de bu durumdan hoşnut olurcasına tutum sergelemesi le hiç önemenmez hale geldi. Eğitim önemsenmeyince, temsilliyet hakkı, bilinçli görme engell ibireyerin sayısının artmak şöle dursun azalmasını getirdi.
Görme engelli sivil toplum örgütleri, hedef kitlelerinin sorunlarını adamakıllı dile getirmek için; resmi ya da özel teşebbüslerle köprü kurmak, bu konuda farkındalık çalışmaları yapmak, camialarına maddi-manevi katkı sağlamak yerine; sivil toplum örgüt lokâllerinde sadece çayı içilip, domino oynanan; maalesef ahlâksız insan ilişkilerinin hat safhada olduğu mekânlar haline geldi.
Öyle ki, başta İstanbul olmak üzere, birçok görme engelli sivil toplum örgütünün; yönetim toplantılarını; sivil toplum örgütü bütçesi ile, içkili mekânlarda, vur patlasın çal oynasın mantığı ile yaptığına bile tanıklık edildi...
Elbette yaşanan olumsuzluklar karşısında; tepki verenler de vardı ama; bunlar da yönetimlerce tehdit ve şantajlarla susturulmak istenince; mevcut üye potansiyeli de, daha kolay yönetilebilir, dirayetsiz, bilinçsiz ve adam kayırmacı, söze mafyatik ve her türlü ahlâksızlık ve yolsuzluğa göz yumulmasına; lokâlde içtiği çaydan ve Ramazan ayında aldığı ve aslında hakkı olan kumanadan olmamak uğruna; ses çıkartmayan; cahil bir üye statüsüne dönüştü...
O kadar ki; sivil toplum örgütlerine; gönüllülerce maddi yardım yapılıyordu; lâkin; söz konusu sivil toplum örgüt yönetimi; istatiksel olarak gerçek anlamda yardıma muhtaç kişilerle ilgili bir sakala oluşturacağına; parayı ilân ile, yönetim üyelerinin de aralarında yer aldığı herkesin faydalanabileceği bir havaya büründürmesine de şahitlik edildi...
Bu durumu dile getrenlerin kimisi ise ihraç tehdti ile karşı karşıya kaldı, kimisi ise lokâllere sokulmama cezası aldı...
İşte tam bu noktada da; toplumda görme engellilerin yaşadığı bireysel ya da kitlesel sorunlar; dirayetsiz, bilinçsiz ve adam kayırmacı, söze mafyatik ve her türlü ahlâksızlık ve yolsuzluğa göz yuman yöneticilerce idare edilen sivil toplum örgütlerinin ve bunların kontrol mekanizması konumundaki federasyon ve konfederasyon yönetimlerinin de dirayetsiz, bilinçsiz ve adam kayırmacı, söze mafyatik ve her türlü ahlâksızlık ve yolsuzluğa göz yuman yöneticilere ses çıkarmayan kişilerce idare edilmesiyle birlikte; çözümsüz bir noktaya gedi, dayandı...
Çözüm önerileri ve yapılması lazım gelenler ise; araştırmanın ikinci bölümünde...
Devam edecek...
Tarih: 02-11-2026