içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Yağmur Çiseliyor...


Ankara'da yine yağmurlu bir gün... 

Yağmur hiçbir dekorcunun hazırlayamayacağı romantik bir sahne, her damlasıyla huzur bulmak, okyanuslardan buharlaşan suyun, bütün zararlardan arınmış saf su olarak üzerimize yağmasıdır...

Biraz toprak kokusu, bol miktarda huzurdur yağmur… 

Her yüzünüze çarpan damlayla birlikte aldığınız ilave keyfi hiçbir yerde, hiçbir şeyden alamazsınız.

Yağmur duygusaldır nedense..

Romantiktir..

Sevgiyi, özlemi, ayrılığı getirir akıllara,

Özellikle şairlere..

Neler neler yazılmaz ki, mısralara..

Bulutlu ve yağmurlu havada kimi huzur bulduğunu anlatır, kimi “Sokakta yaşayan insan ve hayvanlar olmasa hep yağmur yağsın isterdim” der. Kimi de, yağmurda yürürken ıslanmanın ve üşümenin ona bu dünyaya ait hissettirdiğini söyler.  

Islanmamak için yağmurdan kaçmayı daha küçükken öğrendik büyüklerimizden. Pencere camına çarparak dağılan yağmur damlalarına bakarken, her defasında farklı hayallere, yağmur sesinin verdiği eşsiz huzurla derin uykulara daldık. 

Çocukluğumuzdan tanıyoruz yağmuru, yıldırımları, gök gürültüsünü...

Bugüne kadar bütün öğrendiklerinizi, bütün alışkanlıklarınızı bir kenara atın. Atın ve yürüyün yağmur altında. Islanmaya, çamura aldırmadan yürüyün. Uzun mesafelerden size kavuşmak istercesine hızla gelen yağmur tanelerini hissedin. 

Size çarpmasına, yüzünüzde parçalanarak dağılmasına izin verin… Sadece gök gürültüsünü dinleyin… 

Ortaya çıkan ve bir anda gökyüzünü aydınlatarak kaybolan yıldırımları izleyin… Böylece yağan yağmurun keyfini olabildiğince çıkarın. 

Böyle yaparsanız, yapabilirseniz, özlenecek bir şeydir yağmur.

Misal Nazım'ın Şeyh Bedrettin'i özlediği gibi,

“Yağmur çiseliyor, korkarak,
yavaş sesle,
bir ihanet konuşması gibi.

Yağmur çiseliyor,
beyaz ve çıplak mürted ayaklarının,
ıslak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi...

Yağmur çiseliyor,
Serezin esnaf çarşısında,
bir bakırcı dükkanının karşısında,
Bedreddinim bir ağaca asılı...

Yağmur çiseliyor,
Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir.
Ve yağmurda ıslanan,
yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin,
çırılçıplak etidir...

Yağmur çiseliyor,
Serez çarşısı dilsiz,
Serez çarşısı kör.

Havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü..
Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü.
Yağmur çiseliyor.”

Nota ve Tınılarla... 
macit.soydan@gmail.com

 

Bu yazı 11507 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum